Alın! Söküp alın damarlarıma sızan bu zifiri zehri. Sadece içimden değil, kemiklerimden, etimden, ruhumun en ücra köşelerinden kazıyıp atın. Sakın kanmayın dışarıdan gördüğünüz bu yüze. O gülümseme, enkazın üzerine çekilmiş ucuz bir brandadan ibaret. O sakin duruş, kendi içinde kıyametler kopan bir volkanın zoraki sükuneti. Ben o değilim. Ben, o enkazın altında nefessiz kalmış, harabelerinin […]
Benim ruhum bir bedene sığmaz, dar gelir bu fanilik. O, bir kafese kapatılamayacak kadar asi, bir kalıba dökülemeyecek kadar engin. İşleri o kadar çoktur ki, çoğunlukla bu etten kemikten bedende durmaz, duramaz. Bir an durulsa, sanki varoluşun kendisi soluk almayı unutur gibi gelir bana. Sürekli gezinir hayalimin sınırsız evreninde; bir gezegenin yörüngesinde kaybolmuş yıldız tozu […]
Hayat, insana “Ne oldum?” dememeyi, her zaman “Ne olacağım?” diye sorması gerektiğini fısıldayan, bilge ve yaşlı bir hocaydı. Hüseyin, bu dersi henüz onlu yaşlarının başında, yüreğine saplanan bir sızıyla öğrenmişti. Üç kardeşin en büyüğü değildi belki ama babasının acısını en derinde hisseden ortanca çocuktu. Daha üç yaşındayken kaybetmişti babasını. Mahallenin sevilen, sayılan, mert adamı, otuz […]
O zamanlar sahada, bir bankanın temsilcisi olarak çalışıyordum. Ülkenin güneydoğusu karışıktı, hendek operasyonları ya başladı ya başlayacaktı. Sıcak bir yaz günü, Ankara’nın bunaltıcı sıcağında direksiyon başındayken aldım o haberi. KPSS yerleştirme sonuçları açıklanmıştı ve eşim, Şırnak Silopi’ye atandığını söylüyordu. Direksiyonu yumrukladığımı, çaresizce ağladığımı hatırlıyorum. “Gitme” dedim, hepimiz “gitme” dedik ama dinletemedik. Şimdi anlıyorum ki, iyi […]
Bir kitap yazma fikri, ‘Bir Tatlı Kaşığı Acı’nın doğumundan çok önce zihnimde demlenen eski bir hayaldi. Okuduğum her eserde, ‘Eğer bu benim kalemimden çıksaydı…’ diye düşünmekten kendimi alamazdım. Benim kitabım, okuduğum o yüzlerce kitapta bulamadığım o ‘farklı’ şeyi sunmalıydı okura. ‘Nasıl başlıyorsa öyle bitmeli’ ilkesi, ‘Bir Tatlı Kaşığı Acı’nın temel direği oldu. Kurguyu tamamen bu […]
Kimi zaman yanık bir türkü, kimi zaman asırlık bir deyiş, bazen ritmik bir şarkı, hatta kimi zaman sokağın isyanını haykıran bir rap… Bir yazar için uzaklara dalmanın, kelimelerin ötesine geçmenin anahtarıdır müzik. Türünün, dilinin, hatta içinde tınlayan enstrümanın ne olduğunun hiçbir önemi yoktur. Dinlerken gözlerinizi kapamanıza bile gerek kalmaz. Notalar sizi alıp öyle bir ana […]
Biyografik Detay Arayışı: Yazar Hakkında Bilinenler (ve Bilinmeyenler) Bir yazarın geçmişini anlamak, eserlerine dair önemli ipuçları sunabilir. Ancak, yazar Hasan Balaban özelinde, detaylı biyografik bilgilerin kısıtlı olduğu görülmektedir. Yazarın resmi web sitesi olduğu belirtilen hasanbalaban.com.tr adresinin “Hakkımda” bölümü, biyografik bilgiler için doğal bir kaynak olması beklenirken, araştırma sırasında bu bölüme erişilemediği veya talep edilen bilgileri […]
Ben, ilkokul kapısından içeri girdiğimde okuma yazmayı çoktan sökmüş bir çocuktum. 80’ler ve 90’lar kuşağının çocukları, o günlerin ruhunu iyi hatırlar. Bizim zamanımızda, televizyonun en masum ve öğretici yüzü olan “Susam Sokağı” diye bir dünya vardı. Edi ile Büdü, Kurabiye Canavarı ve diğerleri, farkında bile olmadan bana harflerin sırrını öğretmişti. O günleri düşündüğümde, annemin bir […]
Hayal gücünüz yıllardır demlenen bir şarap gibiydi. Zihninizin mahzenlerinde sabırla bekleyen karakterler, olaylar ve dünyalar vardı. Belki bir sabah kahvesinde, belki uykusuz bir gecenin sonunda o büyülü “başlama” anı geldi. Parmaklarınız klavyenin üzerinde gezinmeye başladığında, artık geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıktığınızı biliyordunuz. Aylar, belki de yıllar boyunca her boş anınızı, her fedakârlığınızı o metne […]